Oyunu, icradaki özel tavrı ve ağzı, usûlü ile başlı başına bir tür olan
Zeybekler'in türsel özelliklerine geçmeden önce, "Zeybek" kelimesinin kökeni
hakkında bilgi verilecektir. Gerek zeybek kelimesi, gerekse Zeybek oyunlarının
kökenleriyle, Zeybeklerin yaşadıkları yerler hakkında yılardır çok çeşitli ve
farklı görüşler ileri sürülmüş ve sürülmektedir.
Orta Asya'dan, Balkanlar'a,Yunanistan'dan Ege Denizi adalarına kadar bir çok
yerde "Zeybek" kelime ve oyunlarına sahip çıkmaya çalışmaktadır.
Bu konuda son yıllarda çok geniş bir araştırma yapan Onur Akdoğu, Türk kültürü
Dergisi'ne yazdığı geniş açıklamaların sonunda kelimenin tamamen Türkçe kökenli
olduğunu çeşitli kaynaklar göstererek açıklamış ve şu bilgileri vermiştir:
"II. yy 'da Efes ve İzmir Beyliklerinin Bizanslılar tarafından İzmir 'de yapılan
bir katliamla dağıtılması sonucu Menderes havzasına ve Denizli dağlarına çekilen
Türkler içindeki Saybaklar, bu dağlara yerleşmişlerdir. Bizanslılar da bu
yüzyıldan başlamak üzere saybakların bulunduğu dağları Salbakos Dağları olarak
adlandırmışlardır. Biraz önceki açıklamaların ışığında saybak olarak okunması
gereken, dolayısıyla Saybak Dağları olarak çevirdiğimiz dağ ise, bugün Babadağ
olarak anılmakta olup, Denizli ile Denizli iline bağlı Sarayköy arasında
bulunmaktadır.
Sonuç olarak kelimenin doğru yazılışının saybak olduğunu büyük bir rahatlıkla
söyleyebiliriz.
Saybak kelimesi, say ve bak kelimelerinin birleşmesiyle oluşmuş bir kelimedir.
Divân ü Lügat 'it Türk'te, say, iki değişik anlamda kullanılmış olup, kelimenin
birinci anlamı "kara taşlık" olarak belirtilmiştir. Kelime bu anlamda, bazen de
bu anlama çok yakın anlamlarda Derleme Sözlüğü 'nde yer almaktada. Gerek
Kaşgarlı'nın gerekse TDK'nın saptadığı bu anlamların ortak öğesi ise "taş"tır.
Taş ise, sert ve dayanıklı olanı çağrıştırır.
Her ne kadar tesbit ettiğimiz bu anlam konumuzla ilgili gibiyse de, Kaşgarlı
'nın kelimenin diğer karşılığı olarak belirttiğim anlam, daha çok ilgimizi
çekmektedir.
Kaşgarlı'nın "say yarık" tanımlaması karşılığı olarak, "vücuda giyilen zırh"
anlamını yazdığını görüyoruz. Bunun yanında eserin üçüncü cildinin 15.
sahifesinde "yarık" kelimesiyle ilgili ayrıntılı bir açıklama buluyonız.
Kaşgarlı'nın açıklamasına göre yarık, "zırha", "kalkan 'a" verilen genel bir
isimdir. Ayrıca, zırha "kübeyarık", demir göğüslüye ise "Say yarık" denilir.
Kaşgarlı'nın daha sonra tekrar yaptığı "kube yarık" açıklamasında, "demirden
yapılmış zırh" karşılığını yazması bize, "zırh" ve "göğüslük"adları altında
eskiden askerlerin iki ayrı eşya kullandığını göstermektedir. Zırh ve göğüslük
ise, vücuda giyilir. Dolayısıyla say kelimesinin buradan çıkan anlamını koruyucu
olarak yorumlamaktayız.
Bak kelimesi ise, saybak kelimesi dikkate alındığında bek kelimesinin
kalın sesli ile söylenmesinden, dolayısıyla, say kelimesinin ses uyumunun
dikkate alınmasından başka bir şey değildir. Bir başka deyişle, bek kelimesinin
kaim sesli ile söylenmiş şekli 'bak'tır. Ahmet'in Âmad ve ya Âmet şeklinde
söylenmesi gibi.
Bek kelimesinin anlamı ise, Kaşgarlı 'ya göre "sağlam, sıkı, güçlü"dür.
İşte, Zeybek kelimesinin kökeni saybek kelimesidir. Anlamı da, güçlü koruyucu
demektir. Bu kelime Türkçe'nin ses uyumu gereği önce saybak (şaybak), Hammer'de
ise şey bek (seybek) olarak telaffuz edilmiştir.
Özellikle geçen yüzyıllar içinde önce saybek, ardından saybak, olan kelime, daha
sonra, Batı Anadolu 'da sabaha zabah, sobaya zoba denilmesi gibi, köylünün
ağzında zaybak şekline dönüşmüş, 19. yüzyıldan başlamak üzere de, özellikle
imparatorluğun merkezi İstanbul'da İstanbul dilinin nezaketi içinde önce zeybak,
bir süre sonra da zeybek şeklinde telaffuz edilmiş, kelime zeybek şeklinde
dilimize yerleşerek yaygınlaşmıştır.”
"Zeybek" kelimesinin kökeninin hakkında bu bilgileri gördükten sonra, zeybekleri
tür yapan özellikleri inceleyelim.
Dokuz zamanlı usûl'ün değişik mertebeleri kullanılırken bu dokuz zamanlı usûlün
Evfer ve Raks Aksağı dışında kalanlarının olması şarttır. Daha basit bir ifade
ile üçlünün başta veya sonda olması gerekmektedir. Zeybeklerin (2+2+2+3) veya
(3+2+2+2) şeklinde olması şarttır. Bazı istisna hallerde (3+3+3) tarzı da
görülmektedir. Örneğin; "Ah bir ateş ver, cigaramı yakayım". Dört zamanlı olan
zeybek tavrı ile çalınıp oynanabilen parçalar ise zeybek çeşnisi olarak kabul
edilir.
Zeybekler hız tempo olarak; çok ağır, ağır ve kıvrak olmak üzere çeşitli
şekillerde, yani adagio, andante ya da moderato veye allegretto olabilirler.
Kıvrak zeybeklerin çoğunluğu kadınların oynadığı zeybeklerdir.
Ağır zeybeklere örnekler; Kocaarap, Harmandalı, Kerimoğlu
Kıvrak zeybeklere örnekler; Serenler, Damardı, Cemilem
Genellikle bir oktav içinde seyir etmelerinin yanında, oktavı aşan oniki, onüç
ses içinde seyreden zeybekler çoktur. Makamsal olarak; Hüseyni, Karcığar,
Nikriz, Hicaz, Eviç en çok kullanılanlardandır.
Bağlamadaki icrasında özel tavır, özel bir tezene kullanımı vardır.
Duygu Dolu Gönül Sesi Türkülerimiz
Figan Karahasan – Temel Hakkı Karahasan
ALKIM YAYINEVİ - 2003 |