Türkü: Türki kelimesinden gelişen ve "Türk'e ait" anlamına gelen bu kelime
genelde bütün kırık havalar (ritmli ezgiler) için kullanılmaktadır. Türkler'in
Türkü, Türkmenler'in Türkmani, Varsaklar'ın varsağı adı ile anılan halk
şarkılarının adıdır. Çoğunlukla hece vezni, az olarak aruz vezni ile
yazılmışlardır.Yapı olarak en önemli özellikleri, çoğunlukla tek cümleli ve bir
bölümlü olmaları, ayrıca bezekli ve sekileme göstermeleridir. Yine türkülerde
genel olarak on zamanlıya kadar usûller kullanılmıştır.
Ayrıca "Türkü" Türk Halk Edebiyatında bir şiir türüdür. Ancak kitabımızda halk
müziğindeki "Türkü" kavramı ve türleri üzerinde durulacaktır.
Türküler için bugüne kadar yapılan çeşitli sınıflamalar aşağıdaki gibidir.
a- Sözel türlerine göre türküler:
Buradaki sınıflandırmada esas halk edebiyatındaki türlerin dikkate
alınmasıdır. Halk edebiyatı konusunda bu türler; mani, semaî, koşma, hoyrat,
kalenderi, destan, nefes, tecnis, satranç gibi formlardır. Şiirsel yapısı mani
olan bir türkiye mani denmektedir. Bu şekilde diğerleri de adlandırılmaktadır.
b- Sözel içeriklerine ve ezgilendiriliş amaçlarına göre
türküler:
Bu tür sınıflandırmada esas, sözlerin içerdiği konular ve
ezgilendiriliş amaçlarına göre olmaktadır.1-) Ölüm veya doğal afetlerden
sonra yakılan ve konulan anlatan türküler ki bunlara Ağıt denir.
2-) Güzellik konularını içerenlere; Güzelleme
3-) Aşk ve sevda konularını anlatanlara; Sevda Türküleri
4-) Kahramanlık ve yiğitlik olaylarını anlatanlara; Yiğitleme veya Koçaklama.
5-) Güldürücü ve komik olayları anlatanlara; Satirik Türküler
6-) Dua içerenlere; Alkış
7-) Çeşitli meslekleri konu edenlere; İş ve Meslek Türküleri
8-) Eşkıyalarla ilgili konuları anlatanlara; Eşkıya Türküleri
9-) Beddua içerenlere; İlenç veya Kargış
10-) Düğün ve kına törenlerini konu edenlere; Düğün ve Kına Türküleri.
11-) Bebekleri uyutmak için okunanlara; Ninni
12-) Sohbet toplantılarında okunanlara; Sohbet Türküleri
13-) Askerlikle ilgili olanlara; Asker Türküleri
14-) Yolda okunanlara; Yol Türküleri
15-) Çeşitli halk oyunları ile okunanlar, o oyunun adı ile ilgili, Horon veya
Bar Türküsü gibi adlandırmalar yapılmaktadır.
c- Ayaklarına (makamsal yapılarına) göre türküler:
Bu şekilde adlandırmalar türkünün bilinen ve yaygın bir "Ayak" adı varsa buna
göre yapılmaktadır. Örneğin; Kerem Türkü, Garip Türkü, Hüseynî Türkü gibi. Tabii
ki bu tip sınıflamalar hiçbir zaman sağlıklı ve doğru olmamakta, yöresel
folklorik terimlerin dışına çıkamamaktadır.
d- Son bir sınıflandırma da yörelerine göre
yapılmaktadır:
Örneğin; Aydın türküsü, Konya Türküsü, Doğu Anadolu türküsü, Karadeniz Türküsü
gibi.
Yukarıda belirtilen dört ayrı sınıflandırma hiçbir zaman gerçek bir tür
sınıflandırması değildir. "Tür" olabilmesi için çeşitli öğeleri bünyesinde
toplamış olması gerekmektedir. Oysa yukarıda belirtilen sınıflandırmalar sadece
bir veya birkaç özellik gözönüne alınarak yapılmıştır. Bugüne kadar yapılan bu
sınıflandırmaları gördükten sonra şimdi Geneleksel Türk Halk Müziği'nde gerçek
anlamda "tür"leri inceleyelim.
a- Azeri türküleri: Bunlarda türü
belirleyen en önemli öğeler; Usûl, çalgılar, makam ve ağızdır.
Genelde 6/8 ve 12/8'lik usûller kullanılır.
Tar, garmon ve akordeon'un en önemli çalgıları oluşu, bu türlerde onyedili perde
dizgesinin yanısıra, tampere dizgesinin de (Batı müziği sistemi) kullanılmasına
sebep olmuştur. Ritm saz olarak koltuk davulu (doli) kullanılmaktadır.
Segah ve Nihavend makamları en çok kullanılan makamlardır. Özellikle segah
makamının çok kullanılması nedeni ile GTHM'deki bütün "Sİ" kararlı türkülere,
Azeri ayağında türküler denmiştir. Tabii ki çok hatalı bir adlandırmadır.
Kars ve çevresine ait pek çok türkünün Azeri türkülere büyük benzerlik
göstermesi coğrafi konum nedeni ile çok doğaldır.
b- Karadeniz Türküleri: Karadeniz
türkülerinde, türü belirleyen unsurlar;
usûl, çalgılar, ağız ve bağlamadaki tavırdır. Ayrıca bu türkülerin büyük bir
kısmı oyunlara eşlik etmek için okunurlar.
Usûl olarak, 7/16, 7/8, 5/8'lik usûller kullanılmıştır. Tulum, zurna ve
Karadeniz kemençesi türün çalgısal özellik gösteren çalgılarıdır. Ayrıca bağlama
(Uzun sap, bozuk düzen) yaygın olarak kullanılmakta ve kendine ait Karadeniz
tezenesi ile tavır özelliğini göstermektedir. Seslendirmede kullanılan Karadeniz
ağzı (şivesi) türün bir diğer özelliğidir.
c- Konya Türküleri: Bu türde, bağlamadaki
özel Konya tavrı ve seslendirmede yapılan triller kendini kabul ettirmişlerdir.
d- Rumeli Türküleri: Bu türkülerde, ağız ve
bağlamadaki tavır türü belirleyen en önemli öğelerdir. Bu türkülerin de bir
kısmı oyunlara eşlik olarak okunur.
Genelde 5/8, 7/8,7/16'lık usûller kullanılmıştır. Seslendirmede yöresel ağız
"şive", bağlama ile icrada Trakya tavrı görülür. Kent merkezlerinde bağlamanın
yanı sıra, keman, kanun, ud gibi GTSM çalgıları da kullanılmaktadır.
Bulgaristan, Yunanistan ve Yugoslavya'da yaşayan Türkler'in bu türdeki
türkülerinin oluşu, asırlarca aynı siyasi topluluk içinde olan insanların kültür
birlikteliğinden başka bir şey değildir.
e- Teke Zortlatması (Teke Yöresi Türküleri):
Bu tür adını, Teke yöresi olarak bilinen bölgeden almaktadır. Bölgenin adı, Teke
beyliğinden gelmektedir. 1277 yılında Karamanoğlu Mehmet Bey'in izniyle, Teke
Paşa bir beylik kurmuş ve bu beyliğe kendi adını vermiştir.
Teke yöresini kapsayan yerler şunlardır; Burdur'un tamamı, Fethiye, Ortaca
(Muğla), Acıpayam, Kızılhisar, Honaz (Denizli), Dinar Başmakçı (Afyon), Yalvaç,
Şark-i Karaağaç (İsparta), Cevizli, Akseki, Manavgat, Alanya (Antalya)
Türe adını veren "Teke Zortlaması" deyimi ise şuradan gelmektedir: Yörede çok
yaygın olarak beslenen keçinin erkeğine teke denmektedir. Bu hayvanların
özellikle eşleşme zamanında yaptığı sıçramalar ve hareketler bu türün oyunlarına
yansımıştır. Ancak bazı araştırmacılar bu adın, yörenin adından da geldiğini
sanmaktadırlar.
Türün en belirgin öğeleri usûl, bağlamadaki çalış tavrı ve oyunlara eşlik olarak
okunmasıdır.
9/8'lik usûlün Geleneksel Türk Sanat Müziği'nde Aksak ve Raks Aksağı olarak
bilinen şeklinin 9/16'lık türevi teke zortlatmasının en belirgin unsurudur.
Muzaffer Sarısözen Teke Yöresinde özellikle İsparta çevresinde kullanılan
9/16'lık usûle "Gakgili havası" dendiğini belirtmiştir. Hamit Çine de, köy
kadınlarının, tepsi, tencere kapağı, leğen çalarak teke oyunlarını oynamasına
"Dımıdan" dendiğini söylemektedir.
f- Yozgat Türküleri: Bu türü belirleyen en
önemli öge, bağlamadaki,Yozgat
Tavrı olarak veya "Sürmeli" olarak bilinen bir tavırla çalmışıdır. Ayrıca
seslendirmede yapılan triller ve gırtlak hareketleri ağız olarak da bu türe
başka bir özellik kazandırır.
Bağlamada ağır (Andante) bir çalış tarzı içinde, tezene ile uzun süreli seslerde
ve senkoplarda tiriller yapılırken, klavye üzerindeki elin yaptığı çarpmalar da
tavrı tamamlar.
Yozgat tavrını radyolara getiren, tanıtan ve yaygınlaşmasını sağlayan Nida
Tüfekçi Hoca'dır.
Türk Halk Müziği repertuvarı içinde, bazı türkülerin belirli yerlerinde Yozgat
tavrı kullanılmaktadır. Ancak bunlar kısa pasajlar halinde yer yer olmaktadır.
Yapılan araştırmalar sonucu gerçek Yozgat tavrını gösteren Yozgat türküleri
mevcut repertuvar içinde sekiz tanedir.
1- Asker yolu beklerim,
2- Ali'min çamda buldum izini,
3- Çamlığın başında tüter bir tütün,
4- Dersini almış da ediyor ezber,
5- Eğdim kavak dalını,
6- Hastahane önünde incir ağacı,
7- Sabahınan eser seher yeli mi, 8-Yaz gelirse.
Duygu Dolu Gönül Sesi Türkülerimiz
Figan Karahasan – Temel Hakkı Karahasan
ALKIM YAYINEVİ - 2003 |